30 Eylül 2014 Salı
Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Ziyaretçi Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün76
mod_vvisit_counterDün132
mod_vvisit_counterBu hafta208
mod_vvisit_counterBu ay4759
mod_vvisit_counterTümü97325

Teşekkür - Dzıbe Yaşar YILMAZ

Bu süreçte şunu yaşayarak gördük. Anavatandaki kardeşlerimizle buluşmanın ve ilişkileri canlı tutmanın en doğru yolu bir araya gelmek, zaman paylaşmak ve özlem gidermek ve yeni nesillerin birbirini tanımasını sağlamaktır. Kardeşliğin, sevginin daha bir coşkuyla pekişebilmesi için 'Anneler Günü', 'Babalar Günü' ve 'Sevgililer Günü' gibi geleneksel hale gelmiş kutlamalara 'Akrabalar Günü'nü de katmanın doğru olacağı kanaatindeyiz. Bu amaçla değişik seferlerde Anavatan’da parlamento düzeyinde girişimlerde bulunduk. Umut ediyorum ki önümüzdeki dönemlerde Diaspora ve Anavatan “Akrabalar Günü” kutlamalarında bir araya gelme şansını elde edecektir.  

 

21. Akrabalar gününü düzenleme onurunu Adana olarak siz değerli dostlarımızla ve akrabalarımızla beraber yaşadık. Bu etkinliğin Adana’da düzenlenmesi kararı alınırken organizasyonun en iyi şekilde yapılacağından ve Adana’da yaşayan Çerkes toplumu üyelerinin bizleri yalnız bırakmayacağını biliyorduk. Adana; bu tür organizasyonlar ve toplantıların yapılması için belki de en sağlam altyapıya sahip ilimizdir. Çerkes Derneği olarak geçmişi ve birikimi ve tecrübeleri vardır. Adana bu anlamda Çerkes kültürünü yaşayan, yaşatmak için gayret gösteren ve gönüllerinle Çerkes kimliğini en derinden hisseden insanların olduğu güzide bir kenttir. Adana’daki toplantımıza katılan katılamayan katkı sunan sitemizi o güzel sıcak mesajlarıyla bizi yüreklendiren tüm kardeşlerime canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerin destekleri bize güç ve moral verdi. Varlığınız bizleri onurlandırdı.  

Adana’da geçmişte de bu tür organizasyonlar yapıldı. Özellikle dernek çatısı altında gerçekleştirilen organizasyonların hemen hemen tümünde başarı sağlandı. Adana Çerkes Kültür Derneği, Doğu Akdeniz dernekleri arasında koordinatör dernek olmak sıfatıyla ayrı bir yere ve öneme ve ağırlığa sahiptir. Gerek bölge derneklerimiz gerekse federasyona bağlı üye derneklerimizin her zaman takdirini kazanmayı başarmış, örnek olarak gösterilmiş ve sözü dinlenen, tavrı beklenen ağırlıkta bir dernek olmuştur. Kuşku yok ki bu bir emek ve birikimin sonucu kazanılmış bir saygınlıktır. Bu saygınlığı daha ileri götürecek bilgi, birikim ve tecrübeye sahip insanlarımız vardır. Kazanımlarımızın itina ile korunması ve gereklerinin sürekli olarak yerine getirilmesi gerekir.  

 

1960’lı yıllardan bu yana Adana derneğinin yönetimlerinde görev alanlar, Ana dilini ve kültürünü yaşatmak adına derneğimizin faaliyetlerine eğitmen, öğrenci, katılımcı, yardımcı, izleyici gönüllü olarak her düzeyde katılanlar, derneğimizin açtığı dil kurslarında öğretmenlik yapan fedakar dil kursu ve folklor hocalarımız, fedakarca emek veren ve çalışan kadın kolları üyelerimiz, dinamikliği ve gençliği ile her zaman derneğimizin itici gücü olan gençlerimiz, küçük yaşta rekabetçi eğitim ve sınav stresini yaşamasına rağmen minik çocuklarımız ve onların aileleri, anavatanı için yürekleri atarak orda var olma mücadelesine katkı yapmak için oturum almaya çaba gösteren, tatilini anavatanda geçireyim doya doya toprağın kokusunu hissedeyim diyerek anavatanla diaspora arasında köprü olan insanlarımız ve dernekte çalışan emekçilerimiz kazanılan saygınlığın temel taşlarıdır. Herkesin emekleri ve gayretleri ile bu noktalara gelinmiştir. Daha da ileri taşımak görevi ve misyonu yine bu insanlarımıza düşmektedir.  

Bundan 20 yıl önce Kafkasya’dan anavatanın bağrından Türkiye’ye gelen 60 kişilik bir grup Adana’da misafir edilmişti. Misafirlerimizi Adana’da büyük bir sevinç ve konukseverlikle evlerimizde hep beraber ağırladık. Misafir alan aileler kendilerini çok şanslı hissettiler. Çünkü yıllardır hasretini duyduğumuz insanlarımızla aynı havayı teneffüs etmiştik. Aynı dili konuşmuş, aynı kültürü yaşamanın mutluluğuna erişmiştik. Yıllar öncesi tarihin en acı olaylarından birini yaşayarak ayrı düşen bizlerin birkaç nesil sonra buluşması ve kucaklanması bizlere duygu dolu anlar yaşattı. Misafirlerimizi uğurlarken de bu kez ayrılığın hüznünü ve burukluğunu yaşadık. Gözümüzden akan damlalara engel olamadık. Herkes birbirinin boynuna sarıldı. Aynı yaştan olan gençlerin arada bizlerden zorla alınan, çalınan yıllara rağmen birbirine sarılışları ve çok zor ayrılışları halen hafızalarımızdadır.  

 

Hem kavuşurken çok mutlu olduğumuz hem de ayrılırken çok üzüldüğümüz bu buluşma bugün bile devam eden ve çocuklarımıza aktarılan dostlukların başlangıcı oldu. Değişen dünya koşullarında, kullanımı artan ve geniş kitlelere yayılan sesli ve görsel iletişim araçları aramızdaki köprüleri bir kat daha artırdı. Birbirimizden sürekli haberdar olmamızı sağladı. Özellikle gençlerimizin teknolojik yatkınlıkları bu ilişkileri ve bağları daha da güçlendirdi ve güçlendirmeye devam ediyor.  

 

Biz sürgün çocukları olarak Kafkasya’yı anavatanımızı, orada yaşayan akrabalarımızı her zaman yüreğimizin derinliklerinde hissettik. Onların anavatandaki varlığı, tutunma, var olma çabaları oradaki geçmişimize, toprağımıza, dilimize kültürümüze bekçilik yapmaları sayesinde bugün bu köprüleri kurabilmekteyiz. Anavatandaki kardeşlerimiz yıllar yılı, bir gün diasporadaki kardeşlerimiz geri dönecekler diyerek evinin bir köşesini, bahçesinin bir parçasını dönecek kardeşleri için bekletmiştir. Onun içindir ki anavatan ve anavatanda yaşayan kardeşlerimize korudukları ulusal bilinç, yaşattıkları ve aktardıkları ve bizlere kadar hissettirdikleri ulus olma kaygısı için hepimiz teşekkür etmeliyiz  

Değinmeden geçmek istemediğim bir noktada Derneğimiz çatısında zaman da olsa arzu etmediğimiz kırgınlıklar ve küskünlükler yaşanmıştır. Bu tür olaylar her camiada olabilir. Ulus olma ve kalma kaygısını hisseden, kalbi anavatan sevgisiyle atan, asimilasyona karşı durmak isteyen ve bu uğurda fikir üreten, kafa yoran, camiası için maddi manevi fedakârlık yapan, kendi halkını ailesinden ayırmayan insanlardan oluşan çok büyük ve asil bir ailenin fertleriyiz. Bu ailenin içinde farklı fikirler elbette olacaktır. Yöntem farklılıkları tartışılacaktır. Bu bir hizmet etme yarışıdır ve asla kırgınlıklar bir menfaat çekişmesi, bir siyaset çekişmesi veya kendilerini ön plana çıkartma çabasının bir sonucu değildir. Bu tür sorunlar bizi biz yapan değerlerin en başında gelen Xabze çerçevesinde çözülebilecek niteliktedir.  

 

Biz büyükler olarak Xabze’mizi, dilimizi, kültürümüzü geleceğimiz olan gençlerimize doğru olarak aktarabilmeliyiz. Gençlerimiz bunun üstesinden gelecek altyapılara, donanımlara, bilgi ve kültür düzeyine sahiptir diye düşünüyorum.  

Bu bağlamda Adana’da yaşayan tüm Çerkes camiasını büyük bir aile olarak görüyorum. Bu büyük aile birlikte oldukça daha güçlü olacak bunu da içeride ve dışarıda herkese hissettirecektir. Mensubu olmaktan büyük onur duyduğum bu büyük aileye destekleri, katılımları için bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.  

 

Dzıbe Yaşar YILMAZ